SEN…

Sen...
SEN
Ruhum yanına gelmek istiyor…
Sevinç dolu kağıtlardan bana bir sal
yapsana,yapıp engin sulara
Bıraksana,o beni bulur nasıl olsa…
Kavuşunca sana;önce ruhlar sevişse,
Sonra bedenler.Mutluluk çığlıkları
Kelimelere sığmasa…
Martılar görse,rakı şişesindeki
Balıklar.Toprağın altındaki
Karıncalar coşsa,bütün işçi arılar
Kraliçe arıya saldırsa,imrenerek!
Sonra bir uçurtmanın kuyruğuna
Takılsam;SEN’i çizsem bulutlara,
Yüzünün tüm hatlarıyla…Kıskansa
Bulutlar,yağmur yağsa,
Bir damlasına sokulsam.
SEN;bir deniz kenarında,
Aldırmaksızın hayatın kahpeliklerine
Yürürken,ben;o damlayla
Yine yeniden;
Ruhunu okşasam,
Yüreğini sevsem
CAN’ına sığınsam…
&Mavi Patikli&



için. onun bana hediyesiydin. bu kulun yüzüne gülen tek şeydin. şimdi çok zor geliyor yokluğun. gecelerime giriyor sabahım olmuyor, yakıyor, yıkıyorsun içimdeki tüm şehri. kendimi zorluyor beynimi kemiriyorum hayıflanıyorum aslında biraz da, o kadarda ulaşılmaz değildinki sonuçta. asıl olan ulaşmak değil elimde tutmamdı bunun farkına geç varıyorum. hayatım sahnesinde başrol veriyordum senin o kendinden emin ”bu iş için yaratılmışım” haline. ama yanılıyordum, büyütüyordum gözümde! kendinden emin olan sen değil, aciz olan bendim diyorum. nefretle hatırlıyorum şimdi sana olan hayran tavırlarımı. pişman değilim ama birazda suçu burda arıyorum. ruhumu alt-üst ediyor, beynimi döndürüyordu sadece karşımda duran suretin. daha güçlü olabilirdim böyle olmamalıydı diyorum ama düşünüyorum artık ne önemi var. beklemedim de değil hani geri dönmeni, o meleğimsi yüzünü görmeyi…
sen ki 2. kişi bile olmayı kabul etmeyen…
müziğe kulak veriyorum, dinliyorum. bana seni anlatıyor… yaşananları bu kadar net nasıl anlatabiliyor merak ediyorum? çok uzun zaman önce yazılmış bu şarkı bizi bu kadar iyi nasıl tanımlayabiliyor? bir sorun var burda! bizi benden iyi kimse anlatamaz! diye düşünen ben bu şekilde nasıl yanılabiliyorum. bu “biz”den sadece bir tane olmalı onu da ben anlatmalıydım. farklı olmalıydı. içimdeki şehvetle yazılarımı kaleme dökmeli, “biz”in mutluluğuyla insanları hayrete düşürmeli, kıskandırmalıydım. ama değil! bizimde farkımız olmadı bir çokları gibi ve olmadı masallardaki gibi! oysa ne kadar inanmıştık masallara, her gece birbirimizin beynine enjekte ettiğimiz “pollyanna”lara. efsane olamadık! sıradanlaştı hep farklı olduğuna inandığımız “biz”. farklı değildik işte! milyonlarca “biz”den biriydik. yine kötü olan, olumsuz olan baskın çıkıyor, yakıyor! yıkıyordu. hayat gibi! kaybetmek için yaratılmış milyonlarca “biz”den biriydik. bir elin parmağını geçmeyenlerden olamadık. bu şarkıları senin gibi, benim gibi birçok kaybeden “biz”ler yazıyordu. en iyisi yaşamamaktı. sonucunu bildiğin bir oyun insanı ne kadar heycanlandırabilir ki? madem kader dediğimiz şey hiç değişmeyecek! bir gün yüzüme gülmeyecek! o zaman zorlamanın ne anlamı var ki? yoruyor, sıkıyor beni bu durum. kabul olmayacak duaya amin demenin ne anlamı var ki? bitiyor gücüm, dinmiyor sancım. yok oluyor umutlarım, körermişcesine. bende yitip gidiyorum milyonlarca “biz” üyesi gibi… bu da benim yazdığım şarkı olacak. kimbilir kaç kişi bu şarkı beni anlatıyor, “biz”i anlatıyor diyecek?
