« Önceki :: Sonraki »

ışık yok…

ışık yok

var mıydı bir çaremiz? kal deseydim kalır mıydın benle, yada bırakma ellerimi deseydim… ateşin içinde kaldım bekliyorum şimdi. uzatacağın bir eli, ağzından çıkacak bir “geldim”i bekliyorum. duyacağımdan değil ya! ümidimden ölmüyorum o ateşin içinde herşeye inat. o tünelin ucunda ışığı göremeyecek kadar yanınca, gözlerim körleşince zorlamıcam, zirvede bırakıcam kendimi ölümün kollarına. bir kariyerin zirvesindeymiş gibi bende sonsuz acımın, çaresizliğimin zirvesinde bırakıcam. ama önce mektup bırakıcam seni ne kadar sevdiğimi anlatan klasik cümlelerin ardından beni unutma ile biten. eski türk filmlerine benzeyen bir son olucak anlayacağın. seven yine kaybeden olucak. her zamanki gibi kötü kazanıcak. şeytan galip gelicek bu savaşta her zaman olduğu gibi. mektubu bile kafamda kurguladığıma göre gittikçe yanıyor göz kapaklarım, dayanılmaz oluyor. tünelin ucu kapanıyor… bu gece korkuyorum yalnızlıktan dört duvar üstüme geliyor! gittikçe daralıyor. tarihe geçmeli bu gün diye düşünüyorum çünkü ilk defa korkuyu tadıyorum. sevmiyorum. bu işin içinde bir iş var biliyorum! bu geceyi tarihe geçirecek kişi pekte iyi biri değil gibi. kapının ardında beni izliyor hissedebiliyorum. dolmuş küllüğümü bile boşaltamıyorum korkudan. sigara üstünde sigara söndürüyorum. odamda küçülüyor gittikçe! sonunda cesaretimi toplayıp kapıyı açıyorum. görmek isteyeceğim son kişi karşımda! azrail başıyla beni selamlayıp içeri giriyor. yıkılıyorum bir anda “tamam seni bekliyordum ama o gün bu gün değil! daha erken…” diyorum. benim istediğim son böyle değildi daha tünelin ucunda azda olsa bir ışığım vardı. hem daha zirvede de değildimki. soğuk bir gülümsemeyle “zaman doldu” diyor. sanki beni ölümün soğukluğuna alıştırmak istermişcesine… ve ölüyorum. en çok kendi senaryomu oynayamadığma yanıyorum. çoktan tünelin ucundaki ışığın kapandığını görüyorum. kendime kabullendirememişim, o gücü bulamamışım sadece hepsi bu. cenazemde görüyorum seni. kara! haberi tez ulaştırmışlar. mektubumuda yazamamıştım sonuçta. normal bi durum olsa ruhun duymazdı ne yapıyorum ne ediyorum diye. ağlarken görüyorum seni! sevdiğim kadının aklımdaki son fotoğrafı bu olmamalıydı! içim parçalanıyor. belki bazı şeyleri düşünüyorsun “keşke” ile başlayan onlarca cümle kuruyorsun. ama geç! geldim demek için çok geç sevgili…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır






Ölüm tatlı bir türküdür Tenime değen rüzgar

Ya da bir kurşun dalgası gibi

Akar gözkanlarım çırpınır kuş yüreğim

Bir yanda acıya kesmiş insanlar

Bir yanda sen ve ben

Bir yanda ekmek kavgası

Bir yanda hürriyet

Isıtırken geceyi göğsümüzdeki ateş

Buza vurmuş yüreğimiz

Sarıl sarıl sarıl ısıt beni

Ah mor bir karanlığım sisinde

Devrime gülümserken aç çocuklar

Aşkla dolu bir ömrün son soluğunda

Dolu dizgin yüreğine koşar içimdeki yaralı çocuk

Kimi gün bir gül yangınında

Kimi yakılmış bir dağ köyünde

Gülüm senin hasretine başını vuran

Yitik bir ülkenin yitik bir ozanıyım ben

Ah ne zorlu bir sevdadır

Seninleyken sensiz olmak

Ve senin tutsaklığına tutsak olmak ah gülüm gülüm

Ateş altındayken inancım

Ateş altınadyken yurdumuz soğutma yüreğimi

Ve sensiz olmayacak düşlerimi

Ah ellerini ver

Ah gözlerini ver

Beni yitirme

Beni yitirme

alıntı uzakulke.com dan